Pazartesi , 10 Haziran 2019
Buradasınız: Anasayfa » Hayata Dair » Ahhh Raif Efendi!
Ahhh Raif Efendi!

Ahhh Raif Efendi!

Bazı kitaplar vardır, onları okuduğunuzu zannedersiniz, “nasıl olur canım, benim onu okumuş olmam gerekir” dersiniz ama okumamışsınızdır, hafızanız sizi yanıltır. Bazı kitapları da elinizin altında görürsünüz, okumamışsınızdır ancak ceptedir onlar, nasılsa sırası gelecektir, hatta alıp kitaplığınıza koymuşsunuzdur çok vakit önce sıra bir türlü gelmemiştir onlara  gelecektir mutlaka.

Öyleyse şayet; sakın beklemeyin, hemen alın elinize başlayın o kitaba. Belki de, hayat boyu izleri üzerinizden silinmeyecek; söylediği bir söz, ettiği bir küfür, attığı bir kahkaha, döktüğü bir gözyaşı, duyduğu bir keder, çaldığı bir ıslık, sizi derinden etkileyecek sıkı bir dostla buluşmayı geciktiriyorsunuzdur.

Sabırla tozlu raflarda sizin kendisini keşfetmenizi bekleyen o dost, belki bir boşluğu dolduracak, belki daha önce hiç dokunulmayan bir yere dokunacak, belki kabuk bağlamış yaralarınızı kanatırken geçmişle yüzleşmenizi sağlayacak…

Benim de hafızamın beni yanılttığı kitaplardan birini okudum iki gün önce. Oysa çok önce okumuş olmalıydım ben onu. Yazarının neredeyse tüm şiirlerini bilirim, bestelenmiş çoğu şiiri en sevdiğim parçalar arasındadır. “Dışarda deli dalgalar, gelip duvarları yalar, beni bu sesler oyalar, aldırma gönül aldırma”, “Başım dağ saçlarım kardır, deli rüzgarlarım vardır, benim meskenim dağlardır”, “Sözün şiirlerin mükemmelidir, senden başkasını seven delidir, yüzün çiçeklerin en güzelidir, gözlerin bilinmez bir diyar gibi”…

Aldırma Gönül, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Leylim Ley, Mahpushane Şarkısı, Geçmiyor Günler gibi severek dinlediğim eşsiz melodilerinin ruha değen sözleri… Ve bu sözlerin yazarı Sabahattin Ali… Gencecik yaşında şühpeli bir ölümle aramızdan ayrılan bu yazar benim kitap kahramanı dostlarıma bir yenisini daha ekledi.

kitap1

Ahh Raif Efendi ahh! Ben nasıl fark etmedim seni? Hayatında kimse tarafından fark edilmeyen, içine kapanık bir karakter olduğun için mi bunca yıl yollarımız kesişmedi. Keşke bu kadar geç kalmasaydın içini açmaya, anlatmaya, o küçük kara kaplı defterde kalmasaydı keşke her şey… Oldu mu şimdi ?

Nasıl güzel yazmış seni Sabahattin Ali. Nasıl duru, nasıl içten, bir o kadar sarsıcı, rahatsız edici senin içe kapanıklığın karşısında güçlü, kendinden emin, özgüvenli duruşu ile Maria Puder… İki ayrı dünyanın ortak bir dilde buluşması…

Kürk Mantolu Madonna’dan bahsediyorum. Bence Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri. Ölüm, ayrılık, vuslat, yalnızlık, çaresizlik, bekleyiş, tükeniş, yokluk, hiçlik… 1943 yılında yazılmış olmasına rağmen Raif Efendi’nin az önce köşeyi döndüğünü, Maria Puder’in isli camın arkasından size baktığını hissedeceğiniz bir roman.

Romanın her sayfasında kelimeler adeta bir sonraki sayfayı çevirmeniz için yarış ediyor. Hemen bitiveriyor. Siz de elinizde dünyanın en değerli hazinesi, yanaklarınızdan aşağı dökülen birkaç damla gözyaşı, göğsünüzde bir yumru, bir taraftan da bu iç döküşün huzuru, mutluluğuyla kalakalıyorsunuz.  Kitabın bitimiyle birlikte birkaç gün kitabın kahramanları aynı yoğunlukla yaşamınızda olmaya devam ediyor.

İşte öyle… Bende Kürk Mantolu Madonna’nın tesiri altındayım hala… Türk Edebiyatı’nın en güçlü kalemlerinden Sabahattin Ali’yle henüz tanışmadıysanız geç kalmayın derim. Derin bir hayal dünyası, sihirli sözcükler ve eşsiz bir dünya sizi bekliyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Descargar musica