Pazartesi , 19 Ağustos 2019
Buradasınız: Anasayfa » Hayata Dair » Benim güzel kalabalık ailem…
Benim güzel kalabalık ailem…

Benim güzel kalabalık ailem…

Dedelerimi hiç görmedim, babaannem ben 1,5 yaşındayken vefat etmiş, anneannemi ise hayal meyal hatırlıyorum. Beş yaşındaydım öldüğünde, ayrı şehirlerde yaşıyorduk zaten, senede bir kere görüyormuşuz birbirimizi…

Ailede bir memur olunca şehir şehir dolaşılıyor, biz de annemin mesleği sebebiyle ailelerden akrabalardan uzaktaydık. Başımız sıkıştığında arayacak, koşacak kimsemiz olmadı. Anneanne, babaanne, dede lüksünü yaşamadım, onlara hep özlem duydum. Babaannemin ben bebekken bana çok düşkün olduğunu, kucağından indirmediğini anlatırlardı hep… En çok da görmediğim babaanneme özlem duyar, bazen onun için gözyaşı dökerdim çocukken…

Sonra İstanbul’a geldik, ilkokuldaydım. Burada az da olsa eş dost, akraba vardı. Arada bir ziyaret ettiğimiz, ziyaretimize gelen.. Ama yine de yalnızdık. Annem ebe idi, çalıştığı sağlık ocağı eve yakındı, babam da gün içinde birkaç kez eve uğrar bizi kontrol ederdi.

Okuldan eve gelip zile basmamanın hayalini kurardım hep. Sıcacık evde annemin abimle beni karşılamasını hayal eder, sıcak yemek kokusu duymak isterdim. Ama biz çalışan annelerin çocuklarıydık, üstelik evde bakıcı  veya bir büyük yoktu, dolayısıyla erken büyümek zorundaydık. Anahtarımızla kapımızı açar, ev soğuksa sıkıca giyinir (veya üstümüze battaniyeyi çeker uyuruz), dolaptan yemeğimizi çıkarıp ısıtır yer, sonra bulaşığımızı yıkar yerine yerleştirirdik.

Hep kalabalık bir aile hayal ederdim. Upuzun masalarda kahkahalarla saatlerce yenen yemekler… Kuzenler, amcalar, dayılar, teyzeler, halalar…

O sebeple yaz tatilleri ayrı bir güzeldi. Sinop’a halamlara gitmek de harikaydı, Adana’ya teyzemlere dayımlara da… Adana’da kendimi kaybediyordum resmen. Annemler 7 kardeş olunca hepsinde 2-ila 4 çocuk var ve yaşlar birbirine yakın. Bir anda 15- 20 kuzen olurduk. Yer yatakları sererlerdi bize yan yana dizilirdik. Sabaha kadar kıkırdardık, uyuyabilene aşk olsun. Arada teyzemin kedileri gezerdi üzerimizde, çığlıklar kopardı, kahkahalar eşliğinde… Sabahları birbirine karışmış bir sürü kol ve bacak 🙂 Bazen okey oynardık, kavga da çıkardı, ıstakalar havada uçuşurdu, kavga eden hemen köşedeki diğer teyzemin evine küser gider, dayanamaz yarım saat sonra gelirdi. Öyle mutlu, öyle güzel günlerdi ki…

Onlara hep imrenirdim, hepsi bir aradaydı, bir biz uzaktık. Zaman geçtikçe İstanbul’ da da kalabalıklaşmaya başladık, iş dolayısıyla gelenler, okul için gelenler, evlenip gelenler derken burada da bir aile oluverdik.

Çocukken duyduğum özlemlerden dolayı bir gün çocuğum olursa onu kalabalık bir ailede büyütmeyi hayal ettim hep. En çok da anneanne, babaannesi, dedeleriyle vakit geçirsin onlara şımarabildiği kadar şımarsın istedim, hatta benim yerime de yapsın 🙂

Sevgili babama kısmet olmadı torununu görmek, Nehir doğmadan iki yıl önce ayrıldı aramızdan, oysa ne çok isterdi görmeyi… Allah geride kalanlara sağlık versin. Anneannesi, babaannesi ve dedesiyle bol bol vakit geçiriyor kızım. Ben işe giderken hangisi müsaitse ona bırakıyorum, bazen geliyor ikisi de oluyor. Annemler hem birbirlerine yakın oturuyorlar, hem de çok iyi anlaşıyorlar. Böyle de şanslıyız, daha ne isteriz ki 🙂

 

oyun

Sonra biricik yiğenim Kerem de annemin yanında olduğundan iki kuzen kardeş gibi büyüyor. Öyle güzel oynayıp, vakit geçiriyorlar ki… Geçen gün parkta sohbet ettiğimiz kadın bana “kardeşi var mı?” diye sorunca ben yanıt vermeden Nehir: “Benim kaldeşim var, adı Kelem” diye yanıt verdi :), iki gün Kerem’i görmese “Kelem’e gidelim” diye ağlıyor.

Bazen bir toplanıyoruz anneanne veya babaannede, Nehir’in amcası, dayısı, halası, teyzesi, kuzenleri herkes oluyor.

Bazen de kuzenlerimiz ile toplanıyoruz. 2011 bizim ailede yavrulama senesiydi 🙂 Salih’in ailesinde 5 kuzenin 2011 yılının muhtelif aylarında bebeği oldu, 2012’de de 2 bebek daha eklendi. Dolayısıyla Nehir’in yaşıtları çok. Buluştuğumuzda küçük bir kreş oluyoruz 🙂

Bu keyfi yaşamak hoşuma gidiyor, çocuğum adına mutlu oluyorum. Bilerek, fark ederek büyüsün istiyorum. Tabi ki onun hayatı kendi kontrolünde olacak, arkadaşları, dostları olacak, sevdikleri, değer verdikleri… Ama çocukluğundan da anıları olsun istiyorum, yalnız bir çocuk olarak büyümesin. Büyüdüğünde de sürdürsün kuzenleriyle, çocukluk arkadaşları ile ilişkilerini. Hatıralar biriktirsin istiyorum. Büyüdüğünde “biz çocukken…” diye başlayan cümleler kursun…

 

misket

Maalesef bizim kadar şanslı çocuklar değil onlar, sokaklarda oynayamıyorlar özgürce, parka bile anne babayla gitmek zorundalar, aslına bakarsanız ne acı, siz hiç ister miydiniz parkta arkadaşlarınızla oynamak varken, anne babanızla oynamayı?

Ve bu sebeplerden çocuğum bu güzel kalabalık ailenin içinde kahkahalar attıkça, koşturcukça, mutlu oldukça öyle seviniyorum, öyle mutlu oluyorum ki…

Aile demişken, kan bağından da bahsetmiyorum sadece… Kan bağının yanısıra bizim çok güzel çok geniş bir ailemiz var, dostluklarla örülmüş, yıllarla ilmek ilmek işlenmiş… Dostlarımızın birbirinden güzel yavruları var, kendi çocuğumuz gibi sevdiğimiz, çocuklarımıza kardeş, arkadaş olan…

Hayatta aslolan sevgi, aşk, dostluk, dayanışma, özveri, güven, fedakarlık… Hayatınızda bunlar varsa, karşılıklı paylaşabiliyorsanız, bir telefon kadar uzaksa dostlarınız, yakınlarınız, ne mutlu size, dünyanın en şanslı insanınız…

Mutlu ailenizde sevgiyle kalın…

 

Not: Yazının görselindeki fotoğraf laf olsun diye seçilmedi, 70’li yılların Adile Naşit’li, Münur Özkul’lu güzel aile filmlerini hala keyifle izlerim. Ve bugün hiçbir filmden o tadı alamıyorum maalesef…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Descargar musica