Pazar , 24 Mart 2019
Buradasınız: Anasayfa » Anne-Çocuk » Bir yılın ardından…
Bir yılın ardından…

Bir yılın ardından…

Uzun zaman oldu yazmayalı…

Tam lohusalık geçti, kırkımız çıktı, ikinci ayı bitiriyoruz, uykuları düzenliyoruz derken, o Temmuz günü hepimizin hayatını değiştiren darbe girişimi yaşandı. Yazlıktaydık . Salih Yunanistan’daydı, kara yoluyla dönecekti, uzun zamandan sonra kitabımı elime almış bol sütlü kahvemle, balkonda kitap keyfi bile  yapmıştım. İki çocuklu hayatın normalleşme çabasıydı işte…

Bayramda Sinop’a gitmiştik, kırkımız yeni çıkmıştı. Hiçbir şey anlamadım, gece uykusuzluğunun tavan yaptığı günlerdi, sabaha kadar ya emziriyordum, ya da koridorda pışpışlayarak gezdiriyordum oğlumu. 5-6 gün kalıp döndük. Sonra yazlığa geçtik, nispeten daha normaldi her şey… Taa ki o geceye kadar. Veranda da oturmuş Salih’i bekliyordum, bir taraftan da sosyal medyaya bakıyorum. İnsanların önce “köprüde neler oluyor?” soruları ardından Ankara’daki arkadaşlarımın “Tepemizde jetler uçuyor” diye yazmaları… Hemen Salih’i aradım, Türkiye tarafına geçmişti “Garip bir şeyler oluyor, çabuk gelmeye çalış” dedim. O da duymuş. O saatten sonra endişeli bekleyiş başladı. O gece çok zordu. Geldiğinde veranda da oturup Salih’le çok endişeli bir konuşma yaptık. Şu saatten sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını biliyorduk. Çocuklarımızın geleceğinden kaygı duyduk… Görüntüler… Görüntüler… Dehşet gecesi…

Yani anlayacağınız ben o geceden sonra uzun süre toparlayamadım kafayı, elim yazmaya gitmedi. Bu ülkede yaşamak git gide zorlaşıyor maalesef… Hep bunun kaygısını duydum, hala da duyuyorum. 15 Temmuz sonrası Ağustos başı gibi taşındık üstelik. Gerçi 3 aylık bebekle zor olsa da iyi geldi taşınmak, değişiklik rahatlattı biraz, sonrasında arkadaşlarımızla tatile çıktık. Bebekle olabilecek en iyi tatili yaptım diyeyim. Efes’e gitmek bile benim için harikaydı. Bir de Nehir’in mutluluğu. Su kuşum, hiç çıkmadı sudan. Deniz bir şey anlamadı tabi, tek gündemi emmek ve uyumak olduğundan 🙂

Döndük bayram falan derken, okullar açıldı. Nehir yeni bir okulda Anasınıfı’na başladı. Hiç korktuğum gibi olmadı. Yeni öğretmen ve arkadaşlarına hem çabuk alıştı, okula severek gidip gelmeye başladı. Okuldan bu sene memnunuz, Nehir’de çok mutlu.

Bu kış hastalık açısından ise zor geçti. Önce ben, arkamdan Nehir ve Deniz Kaan ikişer tur hasta olduk. Hem de öyle böyle değil, ben ilk defa yüksek ateşle hastalıktan bayıldım, serumlarla kendime geldim. Deniz Kaan önce grip oldu, grip orta kulak iltihabına çevirdi, tam atlatırken Nehir ateşlendi ve Deniz Kaan tekrar. Bu sefer İnfluenza A olduk ailecek. Yani domuz gribi. Nehir ve ben çabuk toparladık ama bebeğim 1 hafta öyle sıkıntı çekti ki , yaşadığım stresi, korkuyu, paniği anlatamam. Allah’a şükür geçti bitti, Allah bir daha yaşatmasın. Çok zor, hep sağlık olsun hayatımızda.

Oğlum o yüksek ateş arasında tam 7 aylıkken diş çıkardı, ek gıda sürecimiz daha ağır ilerledi. Meyve, yoğurt, çorbalar, kahvaltı versem de ana öğünü  hep anne sütü oldu. Uykuları nispeten düzenli, bazen şaşabiliyor. 9,5 aylıkken yerde komandocu gibi sürünmeye başlayan Deniz Kaan tam 10 aylıkken de emeklemeye başladı. Zaman çok hızlı geçiyor, bu özel anlarını kaydetmeye çalışıyorum bol bol, bebekliğini özleyeceğimi biliyorum. Hem büyüdüğünü görmek istiyorum, hem bebek kalsın, ne karışık duygular 🙂

Nisan ayında Nehir’in Mayıs’da da Deniz’in doğum günü olunca ikisini birleştirdik, sitenin bahçesinde çocuklara doğum günü yaptık. Çok güzel oldu. Çocuklar doyasıya koştu, eğlendi, biz de muhabbetin dibine vurduk 🙂 Deniz 11 aylıkken üstten 3 ve dördüncü dişini de çıkardı bu arada.

Çocukların doğum gününü 13 Mayıs’ta Deniz’in doğum gününden bir hafta önce yaptık. 15 Mayıs’ta ilk adımlarını attı bizimki. 1 yaşını 10 gün önce dolduran küçük sıpam şimdilerde ise hiç oturmadan koşma telaşında. Bu süreçte bol bol düşüp canı yanıyor ve ağlıyor ama kalkıp yürümeye devam ediyor. Hem çok güzel, hem çok ilginç bir süreç. Ve evet ben tadını çıkarmaya çalışıyorum. Bu süreç çok ama çok güzel…

İki çocuklu hayat nasıl mı? Zorlukları çok fazla ama güzellikleri daha fazla. İyi ki diyorum, iyi ki gelmiş oğlum. Sanki eksikmişiz de tamamlamış o eksikliği. Hep kalbimdeymiş meğerse, gelmek için doğru zamanı beklemiş. Gelip beni tekrar anne, kızımı abla, kocamı tekrar baba yaptı. Küçücük kalbiyle koca bir sevgi getirdi, bir bütün yaptı bizi, eksik parçayı tamamladı.

Bir yıla öyle güzel şeyler sığdırdık ki, zamanın bu kadar hızlı geçiyor olması ürkütüyor bazen beni. Tadını çıkarmak lazım, her anın. Bazen gündelik telaşlarla unutuyorum bunu, sonra dönüp çocuklarıma bakıyorum, kendime bakıyorum, işte o zaman yavaşlıyorum. Zamanı durduruyorum ve çocuklarımla o anın tadını çıkarıyorum…

Sevgiyle…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Descargar musica