Cumartesi , 17 Ağustos 2019
Buradasınız: Anasayfa » Gezi » Edirne’de bir gün…
Edirne’de bir gün…

Edirne’de bir gün…

Ağustos’un son haftası günübirlik bir kaçamak yapıp Edirne’ye gittik. İyi ki de gitmişiz. Nicedir aklımızdaydı. Yazlıktaydık, “2 saatlik yol, ertelemeyelim artık” diyerek düştük yollara. Bu kez kuzenim İsmail ve annem de bizimleydi. Öyle güzel oldu ki, dolu dolu bir gün geçirdik…

selimiye4

selimiye6

Mimar Sinan "ustalık eseri"yle...

Mimar Sinan “ustalık eseriyle”…

Edirne deyince ilk akla Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” Selimiye Camii geliyor, ben de en çok onu merak ediyordum zaten. Ancak Selimiye’yi de içine alan çok zengin bir tarih barındırıyor Edirne. Osmanlılar’ın ikinci başkenti olmuş ve İstanbul’un fethine kadar 92 yıl Osmanlı’ya başkentlik etmiş şehir, sokaklarıyla, camileri, hanları, arastaları, çarşıları, eski evleri ile buram buram tarih kokuyor.

Selimiye Cami

Selimiye Cami

Bir şehrin tarihte önemli bir rolü varsa bunu hemen hissediyorsunuz, gerek tarihi doku, gerek kentin kültürel ve sosyal yaşamı bunu ele veriyor. Bursa’da da öyle hissediyorum ben, Edirne’de aynı hissiyatı yaşattı. Sanki yüzlerce yıl evvelinde dolaşıyor gibi oluyorum. Zamanda bir sapma duygusu…

Selimiye Cami

Selimiye Cami

Bizim vaktimiz dardı, kısa zamana çok şey sığdırdık. İlk olarak Selimiye’ye gittik. Selimiye’nin yanındaki çay bahçesinde Cem Karaca “Hep bir hallı turhanlıyız biz bize benzeriz, yüz bin kere tövbe eder gene şarap içeriz” diye bangır bangır Namus Belası’nı söylüyor, ardından öğle ezanı okunuyordu. Böyleydik biz işte,  bu kadar yalındı. Geçmişten bugüne insanın insana duyduğu saygı… Biz yüzyıllarca bu topraklarda farklı renkleri temsil ederek kardeşçe, onuruyla yaşamış, birbirine saygı duymuş bir kültürün çocuklarıydık. Bu zaman zaman unutulsa da…

Selimiye

Selimiye

Ruhumda bir huzurla girdim Selimiye’ye uzun uzun seyrettim minarelerini. Nasıl bir sanatçıydı ki Mimar Sinan kaç yüzyıl önce, o günün şartlarında böylesine muhteşem bir eser yaratıyordu. Gerçekten yeri doldurulamayacak bir değer Mimar Sinan…

Selimiye

Selimiye

Sultan II. Selim’in emri üzerine Mimar Sinan tarafından Kıbrıs’ın fethiyle elde edilen ganimetlerle eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yerde yapılan ve 1568 – 1574 yıllarında tamamlanan Selimiye Camii, Osmanlı-Türk mimarisinin en büyük eseri. Üçer şerefeli dört minaresi var. Her minarenin yüksekliği 70,89 m. Kubbesi 31,28 m. çapında olan Selimiye Camii’nin Harim tarafındaki minarelerin şerefelerine ayrı ayrı yollardan çıkılabiliyor. Bu minarelerden aynı anda üç şerefeye de birbirini görmeden üç kişi çıkabilir. Öndeki iki minarenin taş oymaları çukur, ortadaki minarelerin oymaları ise kabarık. Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş gibi gösteren bir görünüş güzelliği sağlıyor. Diğer camilerde ise minareler açığa yapılmış ve yapı genişlemiş.

Selimiye Cami

Selimiye Cami

Selimiye’de daha önceki hiç bir camide, Ayasofya ve Bizans eserinde ve antik çağ mabetlerinde görülmemiş bir teknik kullanılmış. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Camii tek bir kubbe ile örtülmüş. Kubbe, 8 filayağına dayanan bir kasnak üzerine oturtulmuş. Bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlamış. Kubbe aynı zamanda camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirliyor.

Selimiye Cami

Selimiye Cami

Çantama bu kuş tüyü ve çiçek yapraklarını da kim koymuş acaba? :)

Çantama bu kuş tüyü ve çiçek yapraklarını da kim koymuş acaba? :)

Selimiye’nin içinde de çevresini gezerken de hayranlığımız katlanarak arttı. Selimiye’den sonra Eski Cami, Üç Şerefeli Cami ve eski Edirne sokaklarını çarşılarını gezdik.

Eski Cami'nin içinden bir görünüm

Eski Cami’nin içinden bir görünüm

Eski Cami'den başka bir görünüm

Eski Cami’den başka bir görünüm

Eski Cami

Eski Cami

Üç Şerefeli Cami

Üç Şerefeli Cami

Üç Şerefeli Cami

Üç Şerefeli Cami

ÜÇ Şerefeli Cami

ÜÇ Şerefeli Cami

Acıkınca tabi “Edirne’ye gelinir de ciğer yenilmez mi” diyerek soluğu ciğerci de aldık. Önce işkembe çorbası, ardından meşhur Edirne tava ciğeri ile bol sakatatlı bir mide şenliği yapıp 🙂 tatlı olarak tahinli Hayrabolu Tatlısı’nı dondurma eşliğinde yiyerek yemek faslını tamamladık.

İşkembe Çorbası nefisti

İşkembe Çorbası nefisti

Meşhur Edirne Tava Ciğeri

Meşhur Edirne Tava Ciğeri

Tahinli Hayrabolu tatlısı

Tahinli Hayrabolu tatlısı

Edirne'nin meşhur meyve sabunları

Edirne’nin meşhur meyve sabunları

Badem ezmesi ve Kavakla kurabiyesi almadan olmaz

Badem ezmesi ve Kavala kurabiyesi almadan olmaz

Dönüş yoluna geçmeden önce Edirne’nin meşhur badem ezmesinden ve Kavala kurabiyesinden alarak, Meriç Kenarı’na gittik. Meriç Nehri üzerinde kurulmuş köprüler çok güzel. Meriç kıyısı boyunca yan yana sıralanmış çay bahçelerinde çayımızı içtik. Bizim oturduğumuz yerde paçalı güvercinler, ördekler, tavuklar vardı ve bunlar Nehir’in oldukça ilgisini çekti.

meric

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Descargar musica