Pazar , 24 Mart 2019
Buradasınız: Anasayfa » Hayata Dair » Hızırla İlyasın buluştuğu gece
Hızırla İlyasın buluştuğu gece

Hızırla İlyasın buluştuğu gece

…. Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyasla karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar, arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa… Kıyametin habercileri Hızırla İlyas olacaktır.

Hızırla İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. Saplar başakları, ağaçlar çiçekleri, meyveleri götüremezler. İnsanlar o yıl daha sağlıklı olurlar, hiç hastalanmazlar. O yıl ölüm de olmaz. Ne bir kuş, ne bir karınca, ne arı, ne kelebek ölür.

Hızırla İlyasın buluştuğu an, biri mağrıptan, biri maşrıktan iki yıldız doğar, yıldızlar Hızırla İlyasın buluştuğu yerin üstüne kayarak gelirler, tam Hızırla İlyas birbirlerinin elini tutarlarken onlar da birleşirler, tek bir yıldız olurlar. Hızırla İlyasın üstüne ışık olup sağılırlar. Hızırla İlyasın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği an dünyada her şey durur, akarsular kirp diye oldukları yerde donmuşçasına durur kalırlar, yeller esmez, denizler dalgalanmaz, yapraklar kıpırdamaz, damarlardaki kan akmaz, kuşlar uçmaz, arıların kanatları titremez. Her şey durur, hiç, hiçbir şey kıpırdamaz. Yıldızlar akmaz, ışıklar yürümez. Dünya bir an için ölür. Sonra her şey birden uyanır, dehşet bir yaşam patlar.

İşte bu gece sabaha kadar insanlar birleşen yıldızları görmek için evlerden dışarılara uğrarlar, yüksek yerlere, dam başlarına, minarelere, tepelere, dağ başlarına çıkarlar. Bir de su başlarını beklerler. Çeşmelerin, pınarların, çayların başlarını beklerler. Gözlerini sudan ayırmazlar. Kim ki gökyüzünde yıldızların birleştiğini görür, o anda ne isterse olur. Ama ne isterse. Bir keresinde, Kul Hüseyin adında bir çiftçi yıldızları bekliyormuş. İki yıldızın geldiğini görmüş, yıldızlar birleşmişler, ışık olup gökten aşağı süzülmüşler. Kul Hüseyin bu durumdan o kadar şaşırmış ki, ne isteyeceğini o an bir türlü aklına getirememiş, eli ayağına, dili diline dolaşmış: Ya Allah, demiş. Ya Allah, ya Hızır… Ya İlyas… Vakit geçiyor. Hemen bir şey istemeli… Hiçbir şey gelmiyor aklına. Ya Allah, ya Hızır, ya İlyas… Şu altımdaki tepeyi al da şu ırmağın öte geçesin götür. Asıl isteği az sonra gelmiş aklına ama, çoktan iş işten geçmiş. Ve Hüseyin orada, tepenin üstünde uyumuş kalmış. Sabahleyin gözünü açmış bakmış ki ne görsün, tepeyle birlikte ırmağın öte geçesindeki düzlükteler….” (Yaşar Kemal,  Binboğalar Efsanesi sf. 16 -17)

hidirellez

Bu gece Hıdırellez, Ulu Çınar öyle güzel anlatmış ki Hızırla İlyas’ın buluşmasını üstüne ne desem boş. Dileğimi resmettim bir  kağıda, verdim gül ağacına… Geçen yıllarda Anadolu Yakası’nda otururken deniz kenarına inerdik Hıdırellez’de, şimdi gül ağacı ile dostuz…

Anadolu’nun ne güzel mirasıdır Hıdırellez, annem her Hıdırellez sabahı erkenden kalkar evi temizlerdi, kapıyı açardı “Hızır bize de uğrasın” diye. Her bölgede farklı kutlanıyor bahar bayramı. Her yer cıvıl cıvıl rengarenk, canlanıyorum, şenleniyorum bende.

Yıllar önce okumuştum Binboğalar Efsanesini. O günden sonra da her Hıdırellez de açar mutlaka tekrar tekrar okurum yukarıdaki satırları, hala okumadıysanız mutlaka okuyun derim. Onun dilinden bir başka güzel, Koca Çınar bize öyle güzel bir derya bıraktı ki, ne ucu var, ne bucağı… Ne şanslıyız ki Yaşar Kemal’i kendi dilinden okuyabiliyoruz. Onun kitapları benim kitaplığımın en güzel hazineleri. Kızıma en büyük mirasım… Işıklar içinde uyusun sevgili Yaşar Kemal, iyiki kalbinin, ruhunun kapılarını sonuna kadar açmış da bizi içeri buyur etmiş…

O kapılar beni iki kere Antakya’ya Hızır’a götürdü. Girdim içeri, oturdum bir duvar dibine kendimi dinledim,  durdum yine dinledim. iyi oldum, mutlu oldum, huzurla doldum…

Bu gece bahar bayramı, bu gece bir yerlerde buluşacak Hızırla İlyas… Dertlilere deva, hastalara şifa, yaralara merhem olmaya gelecekler. Hepimizin dileği var, inşallah kabul olur dileklerimiz. Umarım barışın, sevginin, sağlığın, huzurun, adaletin, mutluluğun, iyi niyetin, dostluğun, bereketin, aşkın bol olduğu bir yıl olur herkes için. Bahar bayramınız kutlu olsun!

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Descargar musica