Pazar , 24 Mart 2019
Buradasınız: Anasayfa » Anne-Çocuk » Yaşasın tatil!
Yaşasın tatil!

Yaşasın tatil!

Siz bu satırları okurken sayın okuyucu, bu yazının yazarı kendisini Ege’nin serin (soğuk mu desem yoksa, buranın suyu buz gibi, Kuzey Ege’yi bilenler bilir!) sularına bırakmış, bi rahatlama, bi şaşkınlık, bi kendine gelememe hallerinde kendini oradan oraya vuruyor olacaktır.

O kadar yorgunluğun üzerine bir görmemişlik eklendi itiraf edeyim. Nehir’le yumurtadan çıkan caretta caretta misali kendimizi direk denize bıraktık çünkü.

Az gittik, uz gittik dere tepe düz gittik. Çalıştık, çabaladık nihayet tatile çıktık. Çıktık dediysek de bakmayın, öyle kolay olmadı. Tatile geçen Cuma çıkacak olan biz son gün Nehir’in arıza yapması nedeniyle tatile üç gün gecikmeli çıktık. Bir süredir burnu akan Nehir’in serum fizyolojik ve soğuk algınlığı ilacı kullanmama rağmen akıntısı geçmeyince tatil öncesi ne olur, ne olmaz diyerek doktora götürdüm. İyi ki de götürmüşüm, kulaklar ve boğaz kızarmış, doktor 3 günlük antibiyotik verdi, bu süre zarfında da denize sokmamamı tembihledi.

Biz de hafta sonunu Ereğli’de annemde geçirdik. Hava da zaten bizim tatile çıkmamızı bekler gibi patladı, yağmur yağış aldı götürdü. Neyse Pazartesi sabah, Salih’le herşey dahil konseptine gelemeyen karı-koca olarak, hiçbir yere rezervasyon yapmadan nerde akşam orda sabah misali düştük yollara. Bizim ruhumuz gezgin, öyle akşama kadar deniz kenarında yatıp, ıstakoz gibi yanmak bir o yana bir bu yana dönmek yapımızda yok. Nerede bir antik kent, nerede bir müze bizi oralarda bulmanız olası.

Assos...

Assos…

Ama çocuk olunca biraz daha planlar değişiyor. 360 derece dönmedik ama biraz yumuşattık tabi kendimizi. Öncelikle çocuğa her öğün yemek yedirebileceğimiz, temiz, güvenli, tercihen çocuk havuzu olan yerleri seçtik.

Bizim rotamız Kuzey Ege’ydi. 2 gece Assos, 2 gece Ören, 1 gece Çanakkale’de konaklayarak ve bu arada, Gelibolu Yarımadası Milli Parkı ve şehitlikler, Erikli, Kazdağları (Hasan Boğuldu ve Yeşilyurt Köyü), Akçay, Ayvalık, Cunda, Behramkale, Küçükkuyu, Truva Antik Kenti’ni gezerek, ayrıca denizden de faydalanarak dolu dolu bir hafta geçirdik.

foto2

Çocuklu tatil nasıl oluyor dersek?

Bence zor değil. Bir kere hem annesi hem de babası yanında olduğu için Nehir son derece mutluydu. Deniz soğuk, hava da rüzgarlı olduğu için çok uzun süre denize giremese de kova ve kürekleri ile kumlarla oynamak bile onun için son derece eğlenceli oldu.

Araba ile sık sık seyahat etmemize rağmen Nehir bu durumdan arıza çıkarmadı, sadece yol boyunca ona sürekli kitap okumamı isteyerek, yanımıza aldığımız 5-6 adet kitabı bana ezberletti. Sonunda pes edip bulduğumuz ilk kitapçıdan Nehir’e yeni kitap aldık, bu en çok onun işine geldi tabi.

foto3

Denize girme konusunda ise, eşinizle aynı anda girip, beraber yüzmek biraz hayal oluyor tabi. Nehir’le girdiğimizde zaten yüzüyor değil, oyun oynuyor oluyoruz.

Ha bir de mayo meselesi var. Nehir’in dört tane mayosu var fakat bazı günler bu mayolar yetmedi bile. Her denize girip çıktığında ıslak mayo ile kalmasın diye yeni mayo giydirdiğimizden mayo yetiştiremedik 🙂

Gelelim çiş mevzularına. En çok korktuğum şeydi. Hiç korktuğum gibi olmadı. Tatile çıkarken Mothercare’dan Nehir’e portatif seyahat oturağı aldım. 10 adet yedek poşeti ile. Aman Allah’ım nasıl rahat ettim anlatamam. Tatile çıkacak annelere şiddetle tavsiye ederim. Katlanıyor, özel çantası ile çantamızda taşıyoruz, ayrıca tuvalet adaptörü de oluyor. Dışarda Nehir’in çişi geldikçe uygun bir yer bulup taktım poşetini, çişini yaptırdım. Sonra da bağlayıp poşeti çöpe attım. Son derece hijyenik. Otelde tuvalet adaptörü de olduğu için direk klozete takıyorum. Nehir bu konuda sorun çıkarmadı, büyük tuvalete de oturuyor ve çişini gayet kolay yapıyor. Boş yere İstanbul’dan koca lazımlığını taşımışım.

Bu portatif lazımlık çok işe yarıyor.

Bu portatif lazımlık çok işe yarıyor.

Aynı zamanda tuvalet adaptörü olarak da kullanılıyor.

Aynı zamanda tuvalet adaptörü olarak da kullanılıyor.

 

Taşımışım derken; çocuklu tatile çıkınca “aman o da lazım olur, bu da lazım olur” diye ben bildiğin evi buralara taşımışım. Salih çantaları görünce küçük bire şok yaşasa da, “onda şu var, bunda bu var” dediğim için itiraz edemedi hepsini yükledi arabaya. Ama en önemli şeyi İstanbul’da bıraktık. Nehir’in puseti evde kaldı. Aslında unutmadık. Salih “Nehir zaten binmiyor, boşyere taşıtma” dedi, ısrar edemedim. Keşke etseymişim. O kadar lazım oldu ki, özellikle gittiğimiz yerlerde uyuduğunda Nehir’i hep kucağımızda taşımak zorunda kaldık.

Ama bu sefer akıllandım. Seyahate çıkarken ne alıp, ne almayacağımı gayet iyi biliyorum. Bu çantalar beni de rahatsız etti itiraf edeyim 🙂 Haa bir de çocuklu çıkılan tatilde hava şartları, deniz sıcaklığı gibi durumlar biraz daha göz önüne alınmalı bence. Bizim ilk kaldığımız yer Ören’in denizi çok güzeldi, sığdı ama çok soğuktu, Assos ise harika bir doğa, mükemmel bir deniz ama deniz kıyısı kum değil taşlık, deniz ise derin. Küçük çocuk için çok uygun değil. O sebeple otelde havuz varsa çocuklu aileler havuzu tercih ediyor. Assos’da kaldığımız otelin havuzu deniz suyu idi. Havuzu çok tercih etmesek de Nehir’i denize sokamadığımız zamanlarda havuzdan yararlandık.

Kazdağları Hasan Boğuldu mevki

Kazdağları Hasan Boğuldu mevki

Bu tatilin en zor kısmı Nehir ve meme ilişkisi oldu. Daha önceki yazılarda bahsetmiştim. Nehir 27 aylık ve hala anne sütü alıyor, artık sütten kesmek istiyorum. Bu tatilde emmeyi yavaş yavaş azaltayım, unutturayım dedim. Meme istedikçe denize girdiğimizden sebep “meme tuz olmuş” dedim. Bir şekilde oyaladım. Ama geceleri çok zorlanıyoruz, çok ağlıyor, “yıka tuzları yıka” diye bağırıyor. Bende kıyamıyorum, içim kıyılıyor. sadece geceleri veriyorum. Meme bıraktırmak anne ve çocuk için çok sıkıntılı bir süreç. Karşılıklı çok derin duygusal bir bağ var ve memeyi kesince iki taraf da derin bir boşluğa düşüyor. Bende Nehir bu eksikliği hissetmesin diye sürekli onu kucağımda taşıyorum, öpüp kokluyorum. Bu süreç gerçekten her ikimiz için de çok zor. Umarım sağlıklı bir şekilde atlatırız.

Genel olarak çocuklu tatile dair söyleyeceklerim bu şekilde. Buradan bir dolu yazı malzemesi biriktirdim, fırsat buldukça yazacağım.

Şu an ise bu anne kızı öğle uykusuna yatmışken, zeytin, şeftali, kiraz ve birbirinden güzel çiçekleri olan bi dünya ağaç içinde bir bahçede, sırtını Kaz Dağları’na yaslamış, önünde muhteşem Ege Denizi, cırcır böceklerinin musikisi ile bu satırları yazmaktadır. Birazdan denize gidecektir 🙂 Herkese tez zamanda keyifli tatiller dileyerek, müsaade ister.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Descargar musica